Biraz Kadın Biraz Ahlak

Bugün keyifle kahvem elimde, haber sitelerinde geziniyordum. Karşıma bir yazı çıktı. Bayağı bilindik bir gazetede bir kadın yazar başlamış Türk toplumunun ahlakı yapısının X ünlü kadını yüzünden bozulduğunu eleştirmeye. Bahsettiğimiz ünlü kadın da benimle yaşıt biri. Kadın yazar, kızcağızın bütün kirli çamaşırlarını güzelce çarpıtarak milyonların okuduğu bir platformda paylaşmış. İşin komik kısmına geliyorum; kadın yazarın, kadın ünlüyü itham ettiği konu kadınlık doğasında hiç de anormal olmayan regl dönemini herkesin gözü önünde haykırmasıydı. Üstüne üstlük manşet “Yeni Nesilden Ümidinizi Kesin ya da “Ahlaki Yapımıza Kadınların Büyük Yanlışı” gibi bir şeydi. Reglden bahsetmek ahlaksızlık, bizden ümidinizi kesin. Kim daha ahlaksız bahsetmeyelim isterseniz. Hiçbir magazincinin “Ahlaklı Türk toplumuna yakışır ahlaklı kadın ünlüler istiyoruz.” diye bir zamazingo sallamasına gerek yok bence. Asıl ahlaksızlık magazinde çünkü. Siz ahlaksız haberler yapıp burnunuzu soktukça toplumsal yapı da bozulur, çok sevdiğiniz o ahlakınıza da leke sürülür.

Bu okuduğum yazının içeriğinden de bahsetmek istiyorum, bu kısım da oldukça ilginç. Bizler 15 senedir İslami bir iktidari sistem altında yaşıyormuşuz, bizim ilmimiz muhafazakarlık çerçevesinde ilerlemekteymiş, dini öğretiler temelli bir toplum sisteminde kadınlar asla ve asla küfredemez, regl dönemlerinden bahsedemezmiş. Hele bir de iktidara karşıt bir düşüncedeyse, asla ve asla fikirlerini söylememeliymiş. Ayıpmış, günahmış. Doğamız bizde saklı kalmalıymış çünkü tabi ki her kadın, anasının karnından mühürlü, eksik ve günahkar olmaya mahkum doğarmış.

Sizlere feminizm edebiyatı yapmayacağım çünkü açıkçası benim de desteklediğim bir akım değil. (Pozitif ayrımcılığı doğru buluyorum. Erkekler ve kadınlar eşit haklara değil, adil haklara sahip olmalılardır. Cinsiyet ayrımı olağandır çünkü erkek ve kadınlar fizyolojik, biyolojik ve mental olarak oldukça farklıdırlar. Her iki tarafa da adil bir ortam sağlamak için imtiyaz ve destek verilmelidir.)

Ümidimi tabii ki kaybetmedim ama kadınlar kendilerini kurtarmak istemezken ben neyi zorluyorum diye düşünmüyor da değilim. İnstagramda bir yazı gördüm. Bir kadın içini dökmüş, yaşadıklarını ve pişmanlıklarını anlatmış. Art niyet aramadım açıkçası ama sonra gördüm ki bir başka kadın bunun altına demediğini bırakmamış. “Sen erkek değilsin, böyle hatalar yapamazsın. Ulu orta her şeyini paylaşamazsın insanlarla. Utan kendinden yaşamayı bile hak etmiyorsun, iğrençsin.” gibi sözler sarf etmiş. Önce anlayamadım, idrakı çok zordu benim için o an çünkü. İnsanlık yoksunu insanlar işte, muhafazakarlıklarının ve dinlerinin ardına saklanırlar. Herkes bütün haltları yer, ama iş anlatmaya gelince karşımızdakini sonuna kadar eleştiririz. E nerede sizin dininizin affediciliği, hoşgörüsü?

Ben zaten tamamı ile karşıyım bu “Türkler müslümandır ve ahlaklı olmalıdır.” lafına. Ahlak konusunda hiç kimsenin bir başkasının ahlakını ucundan kıyısından sorgulamaya hakkı yoktur. Ahlak kişiseldir ve bunun sınırlarını siz çizersiniz. Toplumsal ahlak denilen oluşum zaten hepimizin ortak paydasında çerçevelenir. Beyin fonksiyonları yerinde olan her insan çevresiyle olan etkileşiminde yapıp yapmaması gereken doğru/yanlış davranışları zaten bilir.

Her zamanki tezimi bir daha ortaya atıp gidiyorum; boş insanlar başkalarının hayatını eleştirir, dolu insanlar ise başkalarının eylemlerinden ya dersini alır ya da ilhamını.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

RSS
Follow by Email
Facebook
Facebook
Instagram