Kötü niyet

Hayat o kadar tuhaf ki, sizi ne tarafa alıp sürükleyeceği belli olmuyor. İşin kötüsü, içinizdeki asla uyandırmak istemediğiniz canavarla sizi arkadaş bile yapabiliyor.

Eğri oturup doğru konuşalım, kabul edemeyeceğim kadar çok değiştim. Duygularımı geçin, etik anlayışım ve temelini oturttuğum çoğu düşünce değişti. Yaş tahtalara basmamam gerektiğinin fark ettim.

Her şey çok naifti, ben çok naiftim. Kanıma kötülük mü girdi yoksa realizme fazla taktığımdan mı bilmiyorum ama dünya ip ben cambaz, çok büyük bir keyifle oynuyorum.

Neymiş; insanlar aşklarından vazgeçebilirmiş, en yakın arkadaşlarını lisede üniversitede bulurlarmış… Helyum gazını basa basa elime tutuşturdukları üç beş balonla ve pembe gözlüklerimle geziyormuşum bulutların üstünde.

Herkes aslında o kadar kötü ve bencil ki. Çıkarlar, karlar ve ihtiyaçlar ortada kol geziyor. İnsanların içindeki iyiliği ararken yıpranan sadece siz oluyorsunuz.

Olay belki de naifken ve hamken pişip kötülükleri fark etmekte. Bunca zaman kaç kere aldatıldım, kaç kere aldandım ya da kaç kere yalan söylendi bana bilmiyorum. Birçoğundan bihaberdim büyük bir ihtimalle. Sadece şuna inaniyorum ki, “doğru zaman, doğru yer, doğru kişi” üçlemesi sadece doğru yer ve doğru zamanda karşınıza değer yargılarınızın akışıyla uyum sağlayan biriyle harmanlandığında işe yarıyor. Sizin doğru arkadaşınız ya da doğru aşkınız sadece sizi çıkarlarıyla sürtüşmediğiniz sürece yanınızda bulunduruyor.

Darılmaca gücenmece yok, bir blog yazarıyla arkadaşsanız pek ala benim suyuma gitmekten vazgeçtiğiniz anda yazacaklarım konusunda tedbirinizi almalısınız. Öyle ya, ben sizlerden öğrendim çıkar ilişkim bittiğinde kullanılmış peçeteyi buruşturup atar gibi insanları hayatımdan def etmeyi.

Her olumsuzluk bana bir şey katar diyorum. Gerçekten de katıyor. Umudumu yitirmek yerine kindarlığım ortaya çıkmaya başladı. Hayatın ve insanların, gerçekten iyi niyetimi önlerine serdiğim noktada beni ne kadar har vurup harman savurduğuna çok fazla şahit oldum.

Bir söz vardı, “Bana arkadaşının kim olduğunu söyle, sana kim olduğunu söyleyeyim.” diye. Temiz kalpli olarak nitelendirilen yeşil üzüm gün sonunda kap kara üzümlere baka baka birazcık karardı. Pek de suçlanmamam gerekiyordur belki de.

Başından beri farkındaydım aslında, hayatıma belli başlı amaçlarla giren erkeklerin beni dış görünüşüm için, arkadaş olmaya çalışanların da her zaman desteğe hazır olmamdan dolayı beni istediklerini. Aptal kafam, naif benliğim, henüz kararmamış düşüncelerim ve tüm iyi niyetimle inanmak istemedim buna. Diyorum ya, benim bu hayata gelmemin bir amacı vardı. Bu hayattan göçüp gittiğimde arkamda bir şey bırakamamış olsam da insanların hayatlarına dokunmuş olacaktım. Dokunduğum kadarı, beni hep incitti. Hep har vurup harman savruldum.

Bütün bu sözlerimi sitemle ya da “Kullanıldım, ağlıyorum.” düşüncesiyle söylediğimi düşünmeyin. Aksine, ağladığım da yok sızlandığım da yok. Çünkü hala ne olursa olsun bu hayatta gerçekten iyilerin de, gerçek duyguların da olduğuna inanıyorum. Sadece bulmak için uğraşamayacak kadar çok dersimi aldım.

“Sensiz yapamam, sensiz olmaz, sen en değerlisin.” palavraları bir insanı kendi tarafınıza çekmek için kullanabileceğiniz en güzel laflar. Karşınızdakini yüceltiyorsunuz ve yavaşça kendinize bağlıyorsunuz. Ben bu laflara inatla binlerce kez tav oldum sanırım. Bunların sadece “laf” olduğunu anlamam yaklaşık 21 senemi aldı ama olsun, zararın neresinden dönsem kardır.

Son olarak söyleyeceklerime gelirsek, koyun sürüsü psikolojisiyle manipüle edilenlerin sonunda farkına varabildim. Kötü niyetli ve çıkarcı olmak dünyanın en kolay işi. Bu yolu seçenlere malesef asla saygım yok. İnsanların kötü niyetini birinci elden ve birkaç at gözlüğünü çıkararak keşfettim.

Çoçuklar öğrenme yaşlarının doruklarında dışarıdan bir küfür ya da kötü kelime duyup ebeveynleri tarafından “Sakın bunu tekrarlama.” dendiğinde genelde açıklamasız bırakıldıklarından ve yeni keşfettiklerinden dolayı inatla komutu almaz ve tekrarlarlar. Bu olayı günümüze uyarladığımızda yetişkinlerin de tıpatıp aynısını yaptığını görüyorum. Öyle ya, bilinmezlik çekicidir, tehlike oyuncaktır ve kötü her şey asi ruhu perçinler. Buna rağmen bu kötü niyet muhabbetine pek bulaşmayı düşünmüyorum. Dünyanın işleyişi bu şekildeyse, benim de oynamaya pek niyetim yok.

Birinin kalbini kırmak, kırık kırık bırakmak sadece kendinden ibaret olan insanların yapacağı bir meziyet. Kırıldım demekten korkmuyorum, aksine diplomamı kazanmışçasına duvarıma asıyorum ki unutmayayım. Bir daha kırılmaya, kanmaya, siz ve sizin gibilerin yoksun olduğunu iyi niyeti çıkarmaya hiç niyetim yok. Bu da benim kötü niyetimdir belki.

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

RSS
Follow by Email
Facebook
Facebook
Instagram